Polis Darbesi - Bekir Öztürk

İçeriğe git

Ana menü:

Kitaplar

POLİS DARBESİ - TOGAN YAYINLARI - MAYIS 2012

Son altı yılda yaşanılanların askeri darbelerden kaçarken Polis Darbesine maruz kalındığını çarpıcı tespit ve delillerle ortaya koyan POLİS DARBESİ kitabı çıktı.

TANITIM YAZISI



Ergenekon sürecinde, en çok zulme maruz kalan Bekir kardeşim, zulmü yapanları çok iyi bilenlerdendir. Bu gün 'Paralel Devlet' olarak mücadele edilen yapının, AKP Hükümeti zamanında altın çağını yaşadığını, delilleriyle ortaya koyan bu eser, dünü yorumlamak, bugünü anlamak için çok önemlidir.

-Dr. Adil Serdar Saçan-

Bekir Öztürk, Silivri Cezaevi'nde yazmaya başladığı Polis Darbesi kitabında, Ergenekon tertibi için emniyet içerisinde oluşturulan özel çalışma gruplarını, yasadışı çalışma yöntemlerini ve sonuç olarak bir darbeye dönüşen süreci, tüm yönleriyle ve belgeleriyle açıklıyor.

Bugün vatan hainliği ile suçlanan bazı yargı ve emniyet mensuplarının, hükümetin kontrolünde nasıl emniyet ve yargıya paralel bir yapı haline getirildiğini, sahte ve uydurma belgelerle yüzlerce insanın nasıl esir edildiğini anlayabilmek için Polis Darbesi kitabını mutlaka okumalısınız.


-Av. Vural Ergül-

Yazar Bekir Öztürk, eski bir "Silivri sakini..." Ergenekon soruşturması kapsamında uzun süre Silivri'de misafir edildi!

Bekir Öztürk, bu kitabında 12 Eylül askeri darbesiyle bugünü kıyaslıyor ve emniyetteki hızlı kadrolaşmayı, tutuklu sayısındaki akıl almaz artışı da istatistiki bilgi olarak ekleyip, bugün yaşananın "polis darbesi" olduğunu iddia ediyor.

Ergenekon ve Balyoz gibi soruşturmaları, davalarda yapılan sorgulamaları, "delil" diye ortaya konulan düzmece belgeleri ve usulsüz dinleme, izleme tutanaklarını; bu darbenin kanıtı olarak sunuyor. Elbette yüzlerce örnek vermeyi de ihmal etmiyor. Kitabın dili iyi, okuması kolay...


-Mustafa Mutlu / Vatan Gazetesi - 25 Haziran 2012-


ESKİ BASKI ARKA KAPAĞI


Hiç eğmeden, bükmeden söyleyelim, Türkiye’nin son beş yıldır yaşadığı süreç bir POLİS DARBESİ’dir. Elbette darbeyi yapanlar “darbe yaptık” demezler. Biri bunu söylediğinde de, “Ne darbesi” pişkinliği ile cevap verirler.

Ne Kenan Evren, ne 27 Mayısçılar, ne de diğer darbeciler yaptıklarının adına “darbe” dememişlerdi. Bugün de “yönetime el konmuştur.” Dün Kenan Evren’e yönetime el koyma yetkisi veren geçici 35. madde ne ise, bu gün Tayyip Erdoğan’a yönetime el koyma yetkisi veren “darbe ürünü” Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanunu da odur.

Yönetimi ele geçirenler Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı olmak yerine ABD desteği ile kurulan Yeni Osmanlı Devletinin Padişahı olmayı tercih ettiler. Hitler’e de sorsaydınız kendisi için diktatör, yönetim biçimi için diktatörlük demezdi şüphesiz. Türkiye’nin durumu da budur.

Ülkede ilkokul çağındaki çocuklara varıncaya kadar dinlenme kaygısı yaşanıyor. Kuvvet Komutanlarından, Genelkurmay Başkanlarına, parti genel başkanından milletvekiline binlerce insanın mesnetsiz yere cezaevinde tutulması “bir gün herkesin cezaevine girebileceği” kaygısına neden oluyor.

Ceza İnfaz Kurumları Genel Müdürlüğü resmi internet sitesinden alınan Yıllara Göre Cezaevlerin bulunan Toplam Tutuklu-Hükümlü sayıları POLİS DARBESİ’ nin delili niteliğinde. İşte darbe süreçlerinin en güzel ifadesi olan resmi rakamlar.

YILLARA GÖRE TOPLAM TUTUKLU VE HÜKÜMLÜ SAYILARI

1980 ASKERİ DARBESİ 2006 POLİS DARBESİ


1978 yılında  54.642  2005 yılında  55.870
1979 yılında  52.653  2006 yılında  70.277
1980 yılında  70.172  2008 yılında  103.235
1981 yılında  79.786  2011 yılında  127.042

 
İçeriğe dön | Ana menüye dön